AuthorLogan Jimenez

Sağlınız İçin Doğal Ürün Tüketin

Çağımızın insan sağlığını tehdit eden en büyük sorunlarından birisi katkı maddeleri kullanılarak hazırlanan gıda maddeleridir. Özellikle yapay aromalar, yapay tatlandırıcılar kullanılarak hazırlanan gıda ürünleri başta kanser olmak üzere vücut sisteminin düzenli çalışmasını engelleyici hastalıklara neden olmaktadırlar.

 

Örnek vermek gerekirse özellikle çocuklar tarafından sevilen ve sıklıkla tüketilen çikolata ve şekerleme ürünlerinin içerisinde artık gerçek şeker yerine mısırdan elde edilen yapay şeker kullanılmaktadır. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri gıda ürünlerinde glikoz şurubu olarak adlandırılan bu ürünün kullanılmasına kota getirmişken ülkemizde kota uygulaması olmadığı için glikoz ve fruktoz şurubu aklınıza gelebilecek her üründe kullanılmaktadır.

 

Yukarıda belirttiğimiz nedenden ötürü doğal ürün tüketimi oldukça büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişme çağındaki çocukların bu kadar çok yapay gıda ile beslenmesi zekâ geriliği, fiziksel gelişim bozuklukları ve hastalıklara neden olmaktadır. Söz konusu doğal ürünler herhangi bir katkı maddesi katılmadan tamamen doğanın içerisinde üretildikleri için vücudumuza olumsuz etkileri bulunmamaktadır.

 

Diğer adı ile organik ürünler olarak da bilinen doğal ürünlerin genel özellikleri ise aşağıda belirtilmiştir.

 

* İmalatları esnasında herhangi bir katkı maddesi ilavesi yapılmaz.

* Koruyucu madde ilavesi yapılmadığından bu ürünler hastalıklara neden olmazlar.

* Vücudun ihtiyacı olan besinler doğal ürünlerin içerisinde kat be kat fazla bulunduğundan az bir miktar tüketilmeleri bile insan sağlığını korumaktadır.

 

Yapay maddelerden elde edilen gıdalar genel olarak paketlenmiş imal ürünler olarak bilinse de özellikle hormon kullanılmak suretiyle üretilen sebze ve meyveler de yapay ürün kategorisine girmektedir. Söz konusu hormonlu sebze ve meyveler ise insan sağlığını en az katkı maddeli gıdalar kadar tehdit etmektedir.

 

Doğal yollarla üretilen ürünlerin türleri; doğal sebze meyve ve doğal olarak üretilen mamüller olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir ürünün doğal olabilmesi için aranılan ilk şart o ürünün gerek yetiştirilmesi ve gerekse üretilmesi için yapay maddelerin kullanılmamış olmasıdır.

 

Pek çok tüketici yapay ürünlerin zararlarını bilmelerine karşın bu ürünlere ulaşamadıkları için katkı maddeli ürünleri tüketmek zorunda kalmaktadırlar. İnternet üzerinde doğal besinler şeklinde arama yaparak söz konusu doğal ürünlerin satışını yapan pek çok firmaya ulaşılabilmektedir.

Sağlıklı Yaşam İçin Organik Beslenme

Doğada bulunan tüm canlıların yaşamlarını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmelerinin temel koşulu doğru, bilinçli ve doğal beslenmedir. Dünya nüfusunun hızla artması, hızlı şehirleşme gibi faktörler temel yaşam kaynağımız olan besinleri doğal olarak almamıza izin vermiyor. İşlenmiş, kimyasal ve genetiği değiştirilmiş ürünlere mahkûm olarak yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Ancak her şeye rağmen bu olumsuzlukların içinde bilinçli insanların tüketebileceği ve bu kimyasal genetiği bozulmuş ürünlere alternatif besinler ve yiyecekler bulmamız mümkün.

 

Dünya nüfusundaki hızlı artış yaşamımız için hayati öneme sahip ürünlerin doğallığını ortadan kaldırıyor. Katkı maddesi eklenmiş ürünler, sanayinin artması ile hayatımızın bütün alanına girdi ve ciddi bir şekilde sağlığımızı ve yaşamımızı tehdit etmektedirler. Doğal ürünler =Organik ürünler olarak biliriz çoğumuz. Hayır, bu noktada yanılıyoruz işte. Doğal ürünler dediğimizde doğada kendiliğinden yetişen ürünlerdir. Bunlarda hiçbir katkı maddesi yok diyemeyiz. Var da diyemeyiz. Tamamen kendi doğal ortamını bulmuş ve yetişmiş ürünlerdir.

 

Ama yakınlarda bir sanayi üretim fabrikası varsa oradaki zehirli toz ve dumana maruz kalıp kalmadığını bilemeyiz. Ancak organik ürünler tamamen doğal hiçbir katkı maddesi içermeyen toprağa ekildiği andan itibaren tüketiciye ulaşana kadar her türlü kontrolü bilinçli üreticiler tarafından yapılan ürünlerdir. Organik ürünler konusunu biraz daha açıp aydınlatalım.

 

Organik ürün yetiştiriciliği belli başlı bir iştir ve bir mevzuatı vardır. Tarım bakanlığı tarafından organik ürün yetiştirme belgesi ile bu işi yapabilirsiniz. Kolay ve herkesin yapabileceği bir iş de değildir. Uzun soluklu ve sabır isteyen bir iştir. Organik ürün yetiştirmeye başlamadan önce toprağın tamamen doğal olması ve hiçbir kimyasalın bulunmaması şarttır. Yapılan toprak analizleri sonucunda üretime başlanır, sebze veya meyvenin yetişme, büyüme evrelerinde tamamen doğal gübre kullanılır. Pazarlama aşamasına gelindiğinde özel ambalaj ve üzerlerinde TC logosu bulunan, ürünün organik olduğunu gösteren etiket bulunmak zorundadır.

 

Doğal Besinler organik olarak yetiştirilen ürünler doğal ürünlerdir. Beslenmemizin tamamını ya da birçoğunu bu ürünlerle yaparsak doğal beslenmiş oluruz. Dolayısıyla bu ürünlerin içerdiği besinler doğal besinlerdir, sağlık açısından son derece yararlıdır ve doğal besinler ile beslenmenin hem uzun ve sağlıklı yaşamımıza çok olumlu katkıları olacak, hem de hiçbir katkı maddesi bulunmayan, genetiği ile oynanmamış gıdalarla beslenerek sağlıklı yaşamımızı sürdürmüş olacağız.

Organik Ürünlere Sahip Olmanın En Kolay Yolu

Artık doğal gıdaları bulmanın çok zor olduğu ve hemen her gıdanın yapaylaştığı günümüzde bireyler; sağlıklarını korumak için doğal besinleri tüketmektedirler. Ancak gıda sahteciliğinin yaygın olduğu ülkemizde ne yazık ki söz konusu doğal gıdalara ulaşmak için güvenilir satıcılara ulaşmak gerekmektedir.

 

Özellikle doğal ürünler satışı yaptığını söyleyerek reklam yapan bazı firmaların yapay ürünleri kullanmaları ise tüketici nezdinde bu ürünlere olan güvenin sarsılmasına neden olmuştur. Bu duruma örnek olarak 5 kg balın oldukça düşük fiyatlardan satılması ve söz konusu balların organik olarak nitelendirilmesidir. Yapılan incelemelerde bu balların doğada değil fruktoz şurubu kullanılarak yapay olarak üretildikleri tespit edilmiştir.

 

Pek çok kişi organik ürünler tüketmek istemesine rağmen güven sorunu yaşadıklarından yapay ürünleri tüketmeye kendilerini mecbur hissetmektedirler. Bu konudaki en önemli soru organik ürünlere nasıl ulaşılabileceği sorusudur. Doğal gıda arayışınızda dikkat etmeniz gereken en önemli husus ise söz konusu üretici ve satıcı firmanın referanslarıdır. Bu alanda kaliteli hizmet sunan firmalar genellikle üniversitelerden onay almış işletmelerdir.

 

Yapay katkı maddeleri kullanılmadan hazırlanan organik ürünler insan sağlığını koruyucu ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptirler. Özellikle halkımızda hazır meyve sularının da gerçek meyve suyu kadar faydalı olduklarına dair yanlış bir inanış mevcuttur. Kutu meyve suları ne yazık ki içeriğinde yapay tatlandırıcılar olan aroma maddeleri ve yüksek oranda fruktoz şurubu içermektedir. Özellikle sıvı halde bulunan fruktoz başta karaciğer olmak üzere pek çok organımızda tahribat meydana getirmektedir.

 

Organik gıdalar aynı zamanda besin değerleri açısından yüksek değerlere sahiptir. Sürekli olarak organik gıdalarla beslenmeyi alışkanlık haline getirmiş bireylerin vücutlarındaki yağ fazlalıkları azalmakta ve bağışıklık sistemleri güçlenmektedir.

 

Söz konusu doğal besinler ve türevlerine ulaşabilmek için yukarıda da belirttiğimiz üzere güvenilir firmalardan temininin sağlanması gerekmektedir. Özellikle üniversiteler tarafından denetlenen ve uygundur belgesi verilen gıda işletmeleri bu konudaki en güvenilir firmalardır. Sağlığınız korumak ve hastalıklara karşı direncinizi artırmak için mutlaka doğal ürün tüketmelisiniz. Bu alışkanlığı kazandığınız takdirde sağlıklı yaşam süreniz ciddi derecede uzayacaktır.

 

 

Organik Besinlerin Sağlık Açısından Etkileri

Doğal besinler, herhangi bir kimyasal madde katkısı olmadan üretilen ve sadece hayvansal ya da bitkisel gübrelerin yardımı ile hazırlanan ürünlerden oluşmaktadır. Doğal ürünler ile organik ürünlerin aynı olduğunu söylemek aslında tamamen doğru olmayacaktır. Organik ürünlerin bir kurum tarafından doğal olduğunu kanıtlayan belgeleri ve denetimleri mevcuttur. Ancak doğal ürünlerde bu durum söz konusu değildir. Doğal olarak sunulan ancak doğal olmayan ürünlere bu nedenle rastlamak daha olasıdır.

 

Kimyasal içeren her besin grubu, doğallıktan tamamen uzak olmakla birlikte, sağlık açısından ciddi problemleri de beraberinde getirir. Bu tür besinler, içerdikleri kimyasallar ile en çok kansere yakalanma riskini yükseltmesi ile bilinir. Besini daha uzun süre rafta tutmayı sağlamak için elbette içerisinde katkı maddesi kullanılır. Doğal olan besinler daha kısa sürede tüketilmesini gerektirse de, içerisinde kimyasal bir madde barındırmaması ile güvenilir gıda grubu içerisinde yer alır. Organik ürünler konusunda toplumlar bilinçlenmeli ve zararlı maddeler ile dolu olan yapay besin gruplarından uzak durmalıdır. Eğer bir doğal ürünün, gerçekten doğal olduğu kanıtlanırsa ve bu konuda güven sağlarsa, o doğal ürünün aynı zamanda organik ürünler arasında sayılabileceğini söylemek mümkün. Organik besinlerin yasal yollar ile kanıtlanıyor olması, toplumlar açısından daha güven verici bir durumdur.

 

Temel kriter besinlerin doğal olmasına dikkat etmekle birlikte, bu doğallığı destekleyen diğer özelliklere de bakmak önemlidir. Hiçbir şekilde koruyucu madde, ilaç ya da katkı maddesi, renklendirici ve tatlandırıcı ürünler, asit özelliği gösteren katkılar ve bunun gibi maddeler besinlerin içerisinde yer aldığı süre boyunca, o besin için doğal ya da organik demek imkansızdır. Doğadan alındığı gibi tüketilen ve sadece hayvansal ya da bitkisel gübre kullanımının sağlandığı her besin ürünü, bizim için en doğru tercihler olacaktır. Ayrıca doğal olmayan ürünler, doğal ürünlerde vaat edilen hiçbir faydayı da sağlamaz. Sadece vücuda zarar vermesi ile etki eder. Zihinsel ve bedensel gelişimi doğru zamanda ve doğru şekilde tamamlamak için, vücudun ihtiyacı sadece doğal olan besinlerde yer almaktadır.

 

Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Ve Mal Rejimi Tasviyesi

Boşanma işleminin  hukuki sonuçlarından  birisi de   eşler arasında mal paylaşımı   yapılmaktadır. Evliliklerde   çiftler aile bağları  ve ortak duyguları  ile hareket edilmesinin yanı sıra ekonomik anlamda da hareket etmektedirler.  Ancak boşanmanın ardından aile bağları ve  ortak duygularının kalkmasının yanı sıra  ekonomik ortaklıklarda tamamen ortadan  kalkmaktadır, Boşanma sürecinde mal paylaşım işlemi gerçekleşirken çiftler arasındaki ortaklığın  niteliği  boşanma ve mal paylaşımı davalarının ortak konusudur.  Buna bağlı olarak çiftlerin tabi oldukları  yasal olan mal rejimi doğrultusunda  boşanma sırasında  mal paylaşımı yapılır.

Mal Rejimi Nedir?

Mal rejimi  aile hukuku  anlamında çok önemli bir konudur  Mal rejimi çiftlerin  mal varlığı yönetimi ve  tasviyesi hakkında  hak ve yükümlülüklerinin  düzenliyor.

Mal Rejimi Türleri Nelerdir?

4721  Medeni kanuna göre  çiftler arasındaki ekonomik ortaklık  dört ayrı mal rejimi olarak  ifade edilmektedir.  Bu anlamda  boşanma işlemi sürecinde mal paylaşımı  yapılırken ;

Mal ayrılığı rejimi, Edinilmiş mallara  katılabilme rejimi, Paylaşmalı malın ayrılığı rejimi,  Mal ortaklığı rejimi  arasından  çiftlerin hangi  mal rejimine uygun  oldukları belirlenerek  o doğrultuda  mal paylaşımı yapılıyor

Mal Rejiminde Kişisel Mallar Nelerdir?

Türk Medeni Kanununa göre kişisel mallar  şunlardır;

Mal rejimi kurulmadan önce  çiftlerden  birine ait olan mal ve eşyalar,
Çiftlerden birisine  miras yolu ile veya karşılıksız  kazanma yoluyla elde mallar,
Kişisel  kullanıma özgün olan eşyalar,
Manevi   tazminat alacakları ,
Kişisel malın yerine geçen eşyalar,

Mal Rejiminde Edinilmiş  Mallar Nelerdir?

Medeni kanununa göre edinilmiş mallar şunlardır;

Çiftlerin çalışma karşılığında elde ettikleri mal,
Yardım sandıkları, Sosyal güvenlik  ya da sosyal yardım kuruluşları tarafınca   yapılan ödemeler veya verilen mallar,
Çiftlerden birisinin  çalışma gücü kaybıyla alınan tazminatlar,
Çitlerin mallarının gelirleri,
Edinilmiş malların yerine geçen değerli mallar

Mal  Rejiminde Değişim Oluyor mu?

Mal rejiminde değişim olabiliyor. Evli çiftler evlilikleri boyunca tabi oldukları mal rejimini  yeni bir mal rejimi sözleşmesi ile değiştirme hakkına sahiptirler.  Çiftlerden birinin aşırı borcu olması  çiftlerin ortak olduğu malda  çiftlerden birinin  hakkında haciz konması,  ya da ortaklığın tehlikeye girmesi, çitlerin ortak oldukları  malların  üzerinde yapılacak  tasarrufa diğer eşin  haklı olmadığı halde onay vermemesi  ya da çiftlerden herhangi birsinin temyiz gücünü kaybetmesi sonucu  dava yoluyla mal rejimi değiştirebiliyor.

Mal Rejimi Tasviyesi Ne Demektir?


Mal rejimi tasviyesi
  mal rejiminin sona ermesinden hemen sonra   ve mal rejiminin  çeşidine   çiftler arasındaki  malların tasviye edilmesidir. Yani başka bir ifadeyle  eşler taraflar arasında  denkleştirilmesi  ya da dağıtılması işlemidir.

Mal Rejimi Tasviyesine Dava Açılabiliyor mu?


Bu dava  mal rejiminin sona ermesinden  hemen sonra açılabilir.  Ancak pek çok  boşanma davasında  mal paylaşımı ya da  mal rejimi tasviyesi  sırasında  yanlış bir kanıya sahiptirler. Çünkü  boşanma davasında al rejimiyle ilişkili  bir tasviye yapılamaz. Çünkü mal rejimi davası  boşanmadan sonra   gündeme gelen biri  konudur.

Eşler Arasında Mal Rejimi Sözleşmesi Ne Zaman Yapılıyor?

Çiftler arsında mal rejimi sözleşmesi  evlenmeden önce  ya da evlendikten hemen sonra  noter eşliğinde veya   nikâh töreni esnasında   nikâh memuruna   talep edilmesiyle birlikte nikâh memuru tarafınca   mal rejimi sözleşmesi yapılıyor. Ancak evlendikten sonra çiftlerden birinin bu sözleşmeye  yanaşmak istememesi  ihtimaline karşı  evlilikten önce yapılması  daha uygun olacaktır.

Kaynak : http://devrimbozkurt.av.tr/ilgi-alanlari/

Genel Kültür Konuları Nelerdir?

Kültür, toplumun alışkanlıklarını, yaşayış tarzını, normlarını ve değerlerini barındıran yaşayan bir maneviyattır. Toplumu oluşturan iki tane yapı vardır. Bu iki yapıyı, iki şekilde ayırabiliriz. 1. Manevi Kültür Ögeleri: toplumun yaşayış düzeni ve sanatını kapsamaktadır. 2. Maddi Kültür Ögeleri: toplumun sahip olduğu ekonomik kaynakların halk tabanına yayılmasıyla oluşmaktadır. Bu iki ögenin toplamında kültür kavramı ortaya çıkmaktadır. Kültür, kendini sürekli değiştiren ve eğiten bir kavramdır. Kültür, bulunduğu zamana ve şartlara göre değişen canlı bir varlıktır. Kültürün yapısında, her zaman iletişim ve değişim unsuru bulunmaktadır.

Genel kültür, toplumların sahip olduğu birikimlerin bir kazanımıdır. Bu kazanımı, normlar, gelenek ve görenekler, örf ve adetler, eğitim, topluma yön vermiş tarihsel ve sanatsal olaylar, toplumu oluşturan manevi ve maddi kültür ögeleri, toplumun kutsal saydığı değerler ve inançlar bütünü oluşturmaktadır. Genel kültür, toplumdan bağımsız değildir, toplumla birlikte gelişerek evrimleşme sürecine katılmaktadır. Genel kültür, toplumun bir kimliğidir. Genel kültür kavramlarına örnek verecek olursak şu kavramları sıralayabiliriz: Çin Kültürü, Rus Kültürü, Amerikan Kültürü, İngiliz Kültürü, Türk Kültürü, İslamiyet’ten Önceki Türk Kültürü, İslamiyet’ten Sonraki Türk Kültürü, İtalyan Kültürü.

Genel Kültür ve Sosyalleşme

Kültür sosyal ve canlı bir varlıktır. Kişinin, sosyal hayatta katılımında etkilidir. Kişinin topluma karşı sahip olduğu genel kültür, sosyalleşmenin ilk adımını oluşturmaktadır. Çünkü toplumlar sahip olduğu genel kültürü koruyup ve kültürle yaşamak ister. Kişi toplumun ayrılmaz bir parçası ise kültürün tamamlayıcı unsuru ve destekleyici unsuru olarak toplumda rol ve model edinmiştir.

Kendine toplumdan topluma hızı farklı olan bu unsurun, genel kültür konuları nelerdir? Bu sorunun cevabı dünya üzerinde yaşayan toplumların alışkanlıklarında ve tarihsel olaylarında gizlidir. Genel olarak bir sınıflandırma yapacak olursak; sosyal bilimler, fen bilimleri, tarih, sosyoloji, psikoloji ve felsefe bu alanın temelini oluşturmaktadır.

Sinema Yönetmeni

Sinema, gün geçtikçe büyüyen ve gelişen, eğlence sektöründe vazgeçilmez bir hal almış, çok büyük bir sektördür. Bu sektörü tamamlayan birçok parça bulunmaktadır. Bazıları hakkında detaylandıracak olursak, oyuncular ve yönetmenler başta gelecektir.

Sinema Oyuncuları

Bir filmin bitmiş halinde, hikâyeyi gerçekmiş gibi bize perdede yansıtan oyunculardır. Günümüzde birçok ünlü isim bulunmaktadır… Hollywood, Bollywood ve Yeşilçam’ ın oyuncuları, dünya çapında en çok adını duyurmayı başaran kişilerdir. Peki, izlerken kendine hayran bırakan bu insanların hepsi, eğitim alarak mı bu üne sahip olmuşlardır? Hayır… Örneklendirecek olursak; Yeşilçam’ ın küçük büyük herkesin kalbinde yer edindiği iki kişi Kemal Sunal ve Cüneyt Arkın…
Kemal Sunal, lise yıllarında amatör olarak tiyatroyla tanıştıktan sonra, tam anlamıyla keşfedilerek emin adımlarla profesyonel hayatına doğru yol almıştır. Rol aldığı her film, sahne aldığı her oyunla birlikte yeteneğine profesyonelliği de ekleyen sanatçı, bugün herkesin bildiği unutulmaz isimlerden biri haline gelmiştir… Aslında tıp fakültesi mezunu olan Cüneyt Arkın da, askerlik sonrası katıldığı bir derginin yarışmasında birinci olması sonucu sinemayla tanışmış, kariyerini oyunculuk üzerine devam ettirmiştir. O da bugün herkesin bildiği, ünlü sanatçılardan biridir. Bu iki örnek isim de sinemanın mutfağında yetişip, bugün bu unutulmazlık unvanına erişmiştir.

Filmin Başarısı Sadece Oyuncuya Mı Bağlıdır?

Perdedeki kısımda izleyiciyle buluşan oyuncular olsa da, arkada çalışan çok büyük bir ekip olduğunu da hatırlamak gerekir. Bunlardan en önemlisi yönetmendir. Hikâyeyi yazan senaristle, yönetmenin hayal gücü birleşir ve durum oyuncuya yansır. Filmin yönetmeni görmek istediği şekilde oyuncuyu yönlendirir. Yani en çok ismini duyuran oyuncular olsa da, aslında perdeye yansıyan, senaristin hikâyesi, yönetmenin hayal gücü ve oyuncunun performansıdır. Sonuç olarak, arka planda büyük bir ekip vardır. Filmler; dekoru hazırlayıp, ışık tutan kişiye kadar, birçok çalışanın emeğiyle yapılır.

Kişisel Gelişimi Olumlu Etkileyen Sporlar Hangisidir?

Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte oldukça hareketsiz bir yaşamda, sağlığımızı orta ve uzun vadede belki de yavaş yavaş kaybederek yaşıyoruz. Bu yüzden spor yapmanın bir yaşam biçimi haline gelebilmesi için çocuk yaşlardan itibaren önem verilmesi gerekiyor.

Sporun özellikle insanın zihinsel yapısına etkilerini göz önüne alırsak;

Sağladığı psikolojik rahatlama ile stresin etkilerini azaltır,
Düzenli yapılan spor bireyde mutluluk veren birtakım özel hormonların* salgılanmasını (*örneğin; endorfin, melatonin ve dopamin gibi) ve böylece kendini daha iyi hissetmesini sağlar,
Depresyona girme riski azalır,
Konsantrasyon sağlanması ve kendini ifade etme kolaylaşır,
Fiziksel rahatsızlıkları önleyerek güçlü bir bünyeye sahip olunur,
Özel ilişkilerde daha başarılı ve özgüven sahibi bir kişilik sergilenir,
Kişisel benlik saygısı artar,
Sosyal ilişkilerde artış ve büyük oranda iyileşme gerçekleşir,
Disiplin ve irade gücünü artırır,
Vücut esnekliği gelişir,
Cinsel hayatta istenilen doyum ve zenginliğe ulaşılır,
İyi bir fiziksel görünüm kazanılır bu da beraberinde kendine güveni getirir.

Spor yapmanın fiziksel ve zihinsel etkileri düşünüldüğünde kişinin bilişsel becerilerine ve sosyal gelişimine olan katkısı ise yadsınamaz. Bireyin kendini tanıması, hangi alanlarda gelişim göstermesi gerektiğinin farkında olması kişisel gelişimini tanımlar. Tam bu noktada kişisel gelişim alanında destek veren en iyi sporlar;

Yüzme
Yürüyüş
Koşu
Tenis
Yoga
Aikido
Zumba
At biniciliği olarak sıralanabilir.

Yapılan birçok araştırmada ister bireysel ister grup sporları olsun sporun solunum, dolaşım, sinir sistemi ile beynin gelişiminde de etkili olduğu bilinmektedir. Yaratıcılık hormonunun artışı ile vücudumuzdaki endorfin hormonu aktif hale gelir. Böylece kendimizi daha mutlu, enerjik ve zinde hissederiz. Spor yapmak iyi bir fiziksel görünümle birlikte kişisel gelişime de yön verir. Kaliteli bir yaşamın en önemli adımlarından biri olarak spora hayatımızda yer verelim.

© 2017 Sunucu / Host

Theme by Anders NorénUp ↑